31 Eki

Kumarhaneler, kara para, kan, uyuşturucu, silahlar, mafya… Bugüne kadar sinemada komedi olsun dram olsun, Hollywood olsun, Avrupa filmi olsun, Türk filmi olsun, bu temaların etrafında dönen çok film çekildi, çekilmeye de devam edecek gibi görünüyor. Aslında hiç de komik olmayan bu mafyacılık ve kumar masalarında kazanılan/kaybedilen paralar/canlar, belki de bu trajik durumdan bir komedi çıkarmak, ağlanacak halimize gülmek gerektiğiniz düşünmek suretiyle komedi haline getiriliyor sinemada çokça. Hollywood, elindeki imkanların elverdiği ölçüde, bu tarz filmlerde göz zevkimizi eksik etmedi. Oceans Eleven serisinde birbirinden yakışıklı ve güzel oyuncular, dünyaca ünlü inanılmaz gazinolarda, rengarenk bir hayatın içinde mafyacılık oynarlarken biz de güle oynaya seyrettik. Türk Sineması da elbette değinecekti bu konulara, değindiği filmlerden... 
devamını oku#187;

31 Eki

Bu sene, ünlü Fransız modacı Coco Chanel’in ölümünün otuzsekizinci yılı ve beyazperdede bu sene kendisiyle ilgili iki film yer alıyor. Bunlardan ilki, Büyük Aşk. Cannes’da da gösterilmiş olan film, ünlü modacının 1920’lerde ünlü Rus müzisyen Igor Stravinsky ile yaşamış olduğu tutkulu aşkı merkeze alıyor. Chris Greenhalgh’ın 2002’de yazmış olduğu Coco&Igor adlı romanından uyarlanan filmin senaryosunu da Chris Greenhalgh yönetmenle birlikte oluşturmuş. Hollandalı yönetmen Jan Kounen, filmin açılış sahnesini Stravinsky’nin The Rites of Spring isimli skandala yol açmış prömiyeri olarak seçmiş. Fazla modern, fazla yabancı, fazla devrimci ve fazla isyankar olduğu için eleştiri ateşine tutulan The Rites of Spring, stilin divası olma yolunda ilerleyen Coco Chanel’i oldukça etkiliyor ve Chanel yıllar sonra Rus İhtilali... 
devamını oku#187;

31 Eki

Cemal Şan ismini, Zeynep’in Sekiz Günü, Ali’nin Sekiz Günü, Dilber’in Sekiz Günü isimli üçleme filmlerden duymuştuk. Bu üçleme, popüler isimleri oyuncu kadrosunda bulundursa da, konu işlenişi bakımından popüler sinemaya değil yönetmen sinemasına yakın filmlerdi. Cemal Şan, bize kendi dilini, kendi bakış açısını tanıtmaya çalışıyor gibiydi bu üçlemede. Ağır tempolu ama merak uyandırıcı, gerginliği oldukça hissettiren, sanat filmi olsa da belirli bir katharsis duygusunu vermekten de çekinmeyen, bu yüzden de yönetmen sinemasına alışık olmayan seyirciyi de kendisine çekebilen bir sinemayla karşı karşıyaydık. Acı da aynı yoldan gitmiş diyebiliriz. Üçlemenin sonuncusunu 2008 yılında izlemiştik, bu sene ise iki farklı filmle karşımıza çıktı Cemal Şan. Birincisi “Sonsuz” isimli dramatik bir film, ikincisi ise Acı.... 
devamını oku#187;

6 Eki

Sinema okumuş ve bu ülkede sinemayla ilgili işler yapmaya çalışmış biri olarak, sektörün ve şartların zorluğunu bildiğimden, genç ve eğitimli yönetmenler beni her zaman heyecanlandırıyor. Filmin senaristi ve yönetmeni Mustafa Uğur Yağcıoğlu’nun ismini daha önce Son Ders filmini izlediğimde duymuştum. Ferhan Şensoy gibi bir usta oynadığı için koşarak gittiğim filmden aynı heyecanla çıkamamıştım; çünkü hem komik hem ciddi olmaya soyunmuş, ama sanki ikisini de tam anlamıyla başaramamış bir film vardı karşımda. Gene de yönetmeni merak etmiş, araştırmıştım ve tiyatro kökenli olduğunu da görüp yeni işlerini merakla beklemekteydim. Sizi Seviyorum, herşeyden önce sırtını Emre Altuğ’a yaslamış bir film olarak kendini gösterdi. Vizyona girmeden önce Emre Altuğ televizyonda oldukça yaptı reklamını filmin ve aslında... 
devamını oku#187;