Lise yılları, aslında her insanın hayatında çok önemli yeri olan bir dönemdir. Yaş olarak hala çocuk olduğumuz, ama artık olgunlaşmaya da başladığımız, kendimizi ispat etmek istediğimiz, birilerine özendiğimiz, bir şeylere kafayı taktığımız, aşkı öğrendiğimiz, aşık olduğumuzu sandığımız, ailevi problemler yaşadığımız, “kimse beni anlamıyor” dönemleridir lise yılları.
Kişiliğin oturduğu yıllar olmasından dolayı, diğer arkadaşlarımızdan sıyrılmaya başladığımızı hissederiz. Birlikte misket oynadığımız can arkadaşımız aslında karaktersizin tekidir. Veya o artık bizim öyle olduğumuzu düşünüyordur. Kimimiz ailesinin maddi durumunun farkına varır ve bununla hava atar veya ezilir. En yakın arkadaşın artık bir züppe veya eziktir. Gene kişiliğin oturduğu yıllar olması sebebiyle cinsiyetinin farkına varmışsındır....
devamını oku#187;
Bu sene, ünlü Fransız modacı Coco Chanel’in ölümünün otuzsekizinci yılı ve beyazperdede bu sene kendisiyle ilgili iki film yer alıyor. Bunlardan ilki, Büyük Aşk. Cannes’da da gösterilmiş olan film, ünlü modacının 1920’lerde ünlü Rus müzisyen Igor Stravinsky ile yaşamış olduğu tutkulu aşkı merkeze alıyor.
Chris Greenhalgh’ın 2002’de yazmış olduğu Coco&Igor adlı romanından uyarlanan filmin senaryosunu da Chris Greenhalgh yönetmenle birlikte oluşturmuş.
Hollandalı yönetmen Jan Kounen, filmin açılış sahnesini Stravinsky’nin The Rites of Spring isimli skandala yol açmış prömiyeri olarak seçmiş. Fazla modern, fazla yabancı, fazla devrimci ve fazla isyankar olduğu için eleştiri ateşine tutulan The Rites of Spring, stilin divası olma yolunda ilerleyen Coco Chanel’i oldukça etkiliyor ve Chanel yıllar sonra Rus İhtilali...
devamını oku#187;
Cemal Şan ismini, Zeynep’in Sekiz Günü, Ali’nin Sekiz Günü, Dilber’in Sekiz Günü isimli üçleme filmlerden duymuştuk. Bu üçleme, popüler isimleri oyuncu kadrosunda bulundursa da, konu işlenişi bakımından popüler sinemaya değil yönetmen sinemasına yakın filmlerdi. Cemal Şan, bize kendi dilini, kendi bakış açısını tanıtmaya çalışıyor gibiydi bu üçlemede. Ağır tempolu ama merak uyandırıcı, gerginliği oldukça hissettiren, sanat filmi olsa da belirli bir katharsis duygusunu vermekten de çekinmeyen, bu yüzden de yönetmen sinemasına alışık olmayan seyirciyi de kendisine çekebilen bir sinemayla karşı karşıyaydık. Acı da aynı yoldan gitmiş diyebiliriz.
Üçlemenin sonuncusunu 2008 yılında izlemiştik, bu sene ise iki farklı filmle karşımıza çıktı Cemal Şan. Birincisi “Sonsuz” isimli dramatik bir film, ikincisi ise Acı....
devamını oku#187;